CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE PARTİ SÖZCÜSÜ BÜLENT TEZCAN’IN BASIN AÇIKLAMASI (11 MART 2018)  
11.03.2018
12352
Yazı Boyutu: A- A+

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE PARTİ SÖZCÜSÜ BÜLENT TEZCAN’IN BASIN AÇIKLAMASI (11 MART 2018)

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Tezcan, genel merkezde düzenlediği basın toplantısında 9-10 Mart tarihlerinde gerçekleştirilen 19. Olağanüstü Kurultayla belirlenen yeni parti tüzüğüne ilişkin açıklamada bulundu.  

Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Tezcan’ın açıklaması şöyle:



Değerli basın mensupları, hepiniz hoş geldiniz, iyi hafta sonları diliyorum. Dün 19. Olağanüstü Kurultayımızı tamamladık. Gece geç saatlere kadar devam etti ve çalışmalarını tamamladı. 19. Olağanüstü Kurultayımız biliyorsunuz bir tüzük kurultayıydı. Cumhuriyet Halk Partisi tüzüğünü ele alıp kurultayımız yeni bir tüzük yaptı. Mevcut tüzüğümüzü birinci maddeden son maddesine kadar tamamını yeniledi, yeniden ele aldı. Bu şu demek değil, her şey yeniden yazıldı demek değil. Mevcut partinin birikimi, kültürü, örgüt birikimini ifade eden tüzüğümüz yeni bir üslup ve dille, kendi içindeki çelişkiler de ortadan kaldırılarak yeniden kaleme alındı.

Bu arada önemli değişiklikler de tüzüğümüze girdi. Öncelikle bundan sonra yeni tüzüğümüzle artık 2019 hedeflerine yöneleceğiz ve Cumhuriyet Halk Partisi dünkü tüzük kurultayını tamamlayarak örgüt içi yapısal tartışmalar sürecini bitirdi. Artık partinin örgüt içine dönük yapacağı hiçbir tartışma kalmadı.

Sayın Genel Başkanımız 36. Olağan Kurultay öncesindeki kongreler takviminde il örgütlerimizi ziyaret ederken örgütümüze bir hedef koymuştu. Demişti ki, “Kurultaylarımızda, kongrelerimizde örgütlerimizi yenileyeceğiz, kurultayda yeni organlarımızı seçeceğiz ve bu kurultaydan sonra en geç bir, bir buçuk ay içerisinde bir tüzük kurultayı yaparak tüzüğümüzü de değiştirip artık parti içindeki bütün tartışma alanlarını tüketeceğiz, artık geleceğe bakacağız 2019 seçimlerine yöneleceğiz.” Genel Başkanımızın çizdiği bu program ve yol haritası doğrultusunda çalışmalarımızı tamamladık. Olağan kurultayımızı tamamladık, arkasından yoğun bir mesaiyle tüzük kurultayımızı tamamladık ve bundan sonra geleceğe bakacağız.

Tüzük kurultayının hazırlık süreci içerisinde destek veren bütün örgüt birimlerimize, tüzük hazırlık komisyonlarına, kurultay komisyonlarına, teknik komisyonlara, il başkanlarına, milletvekillerine, Parti Meclisi üyesi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerine, bütün il, ilçe örgütlerimize, katkısı olan bütün partililerimize ve kurultay delegelerimize emekleri için teşekkür ediyoruz. Ayrıca kurultayın başından sonuna kadar organizasyonu konusunda çok ciddi emek harcayan ve güzel bir kurultay organizasyonuyla çalışmamızı tamamlamamızı sağlayan Genel Merkez personelimize de başta Genel Müdürümüz olmak üzere ayrıca teşekkür ediyoruz. Bütün birimlerde çalışan arkadaşlarımıza, yazı işlerinde, sekretaryalarda, özel kalemlerde çalışan bütün arkadaşlarımız gecesini, gündüzüne kattılar ve çok düzenli bir kurultay yapmak üzere emek verdiler. Yüzümüzü ağartarak güzel bir kurultay yaptık, tamamladık. Herkese tek tek teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, bundan sonra geleceğe bakacağız, biraz önce de söyledim önümüzde 2019 yılında iki büyük seçim var. Biri genel seçim, diğeri yerel seçim. Genel seçimlerde iki önemli sandık olacak Cumhurbaşkanlığı seçimi sandığı, TBMM seçimi sandığı. Yani üç önemli seçimi 2019 yılında birlikte gerçekleştireceğiz. Örgütümüz bu duruma hazır ve bu tüzük değişikliğiyle yapısal anlamda da geleceğin siyasetini kurma konusunda düzenlemesini tamamlamış durumda.

Yeni tüzükle yeni önemli değişiklikler de yaptık. Bunlardan birkaç tanesini, çoğunu siz yazdınız zaten, birkaç tanesini sizinle paylaşmak istiyorum. Bir kere iki gündür basında çok yazılan 4. maddeyle ilgili bir husus var. Kurultaya teklif edilen 4. maddede üyelikle ilgili üyenin üye ve destekçi üye diye ayrılması ve bu çerçevede üyenin yeniden yapılandırılması teklifi vardı. Bu önemli bir teklifti ama kurultay üyelerimiz bunu kabul etmediler ve bu teklif kabul edilmedi, ona göre yeniden düzenlendi bu maddeler. Dolayısıyla Türkiye’de pek de alışık olunmayan bir demokratik tüzük yapma sürecinin kamuoyuna deklaresi oldu. Yani öyle her getirileni kurultay kabul eder anlayışının doğru olmadığı net olarak ortaya çıktı ve bundan başta Genel Başkanımız olmak üzere tüzük değişiklik teklifinin hazırlanıp götürülmesinde bütün Genel Merkez yöneticileri olarak hiçbir rahatsızlığımız da olmadı. Örgütün demokratik kararıdır. Biz üyenin bu şekliyle ayrılmasını istemiyoruz dediler, biz de bu karar başımızın üstünde yeri vardır böyle devam edeceğiz dedik.

Bir şeyin bilinmesinde fayda var. Bu değişiklik teklifi il başkanlıklarımızdan gelen görüşlerin yüzde 80’i bu doğrultaydı. Yani il örgütlerimizin büyük çoğunluğu, yüzde 80’ine varan çoğunluğu görüş bildirirken bu ayrımın yapılması yönünde görüş bildirmişlerdi ama kurultay buna hayır dedi, böyle istemiyoruz dedi. Bu bir demokratik kültürdür, bu bir özgüvendir, bu kararda başımızın üstündedir, hiçbir rahatsızlığımız bu konuda yoktur. Üyelik ayrım olmadan bu şekliyle devam edecek. Bu bundan sonrasına ilişkin üyenin etkin, aktif, eğitim almış ve buna göre çalışmasını sağlayacak düzenlemeler yapılmayacak anlamına gelmiyor. Aynı şekilde üyenin eğitilmesi, sandığı beklemesi, aktif bir örgüt yaratma, militan üye oluşturma konusundaki çalışmalarımız tabi ki devam edecek. Kurultayın da zaten böyle yapmayın diye bir önerisi yok, sadece ayrımı reddetti.

Bunun dışında yarışı bir kere daha kolaylaştırdık. Genel Başkan adaylığında Genel Başkan adayı olabilmek için gerekli imza sayısını yüzde 5’e indirdik Sayın Genel Başkanımızın da onayıyla. Biliyorsunuz bu Sayın Genel Başkanımız göreve geldiğinde 2010 yılında yüzde 20’ydi. 2012’de bunu Genel Başkanımız yüzde 10’a çekti, divan önünde imza şartını kaldırdı. Şimdi yüzde 5’e çekti. Yani yarışın durdurulması, yarışın engellenmesi değil tam tersine ciddi Genel Başkanlık yarışının olmasını kolaylaştıracak bir adım atıldı.

Örgütten gelen çok yoğun bir talep vardı Parti Meclisi adaylıklarında bir imza şartı konsun, teklif şartı konsun, herkes ben adayım deyip çıkıp aday olamasın diye. Bu çerçevede kurultayımızın kararıyla Parti Meclisi adaylığı için en az 10 kurultay delegesinin imzası gerekir şartı bu tüzükte gelen bir yeni düzenleme.

Örgüt güçlendi. İl ve ilçe örgütlerimizin özellikle il ve ilçe başkanlarımızın bulundukları il ve ilçede örgütü yöneteceği hükmü tüzükte özel olarak vurgulandı. Hiçbir tartışmaya mahal bırakmamak üzere il ve ilçe başkanlarının bulunduğu birimde sadece örgütün temsilcisi değil, örgütü yöneten kadrolar olduğu tüzüğe ifade olarak da kondu, güçlü örgütlerle Türkiye’de iktidara gelmeyi hedefliyoruz.

Değerli arkadaşlar, önseçimle ilgili biliyorsunuz çok tartışma yaşandı. Kurultay salonunda da çok tartışma yaşandı. Yanlış bir algı yaratıldı. Kurultayımız çok sağduyulu bir tutumla önseçimleri olduğu gibi koruyarak örgütün önünü açacak bir düzenlemeyi geçirdi. Önseçim maddesi aynen duruyor, en az yüzde 85’inde milletvekili adaylarının önseçim yapma zorunluluğu aynen duruyor. Aynı zamanda bu kararı alırken il örgütlerimizin görüşü alınacağı hükmü de buraya getirildi. Örgütlerimizin kendi içerisinde hakim gelmeden de sandık koyarak yapabilecekleri eğilim yoklamalarını da önseçim gibi dizayn etme anlayışı tüzüğümüze yerleştirildi ve bu çerçevede oradan çıkan sonuçlarında uygulanması pratiği yerleştirildi. Yani artık sadece hakime muhtaç değiliz, biz de kendi içimizde sandık koyarak daha önce bu uygulamayı yaptık, şimdi o uygulamayı daha esaslı bir şekilde devam etme kararlılığı tüzükte vurgulandı.

Burada bir başka önemli konu Cumhurbaşkanlığı adaylığıyla ilgili noktadır. Cumhurbaşkanlığı adaylığında bu zamana kadar tüzükte tarif yoktu, 4 ayrı yöntem getirildi. “Cumhurbaşkanlığı adaylığı; seçmen yoklaması, önseçim, aday yoklaması, merkez yoklaması yöntemlerinden herhangi biriyle yapılabilir. Bu yöntemlerin birkaçı birlikte uygulanabilir, hangi yöntemlerin uygulanacağına Parti Meclisi karar verir” dedik. Seçmen yoklaması yeni bir sistemdir. Bütün seçmenlerin oy kullanacağı aday belirleme sistemini öngörür. Şu anda Cumhurbaşkanlığı seçimi kanunu çıkmadığı için bu konuda bir yasal düzenleme olmadığı için ister önseçim olsun, ister seçmen yoklaması olsun, ister aday yoklaması olsun, yani ister seçmenle, ister üyeyle, isterse delegeyle belirleme kararı verelim hiçbirisini yargı gözetiminde yapmanız mümkün değildir, tüzüğe yazsanız da, hakim gelmez. Çünkü bunun için bir kanun olması gerekir. Onu kanuni düzenleme henüz yok. Milletvekilliği ve belediye başkanlığı seçimlerinde önseçimleri yargı gözetiminde yapabilmenizin dayanağı hem milletvekili seçimi kanunu, hem mahalli idareler seçim kanunudur. Şu anda Cumhurbaşkanlığı seçim kanununda böyle bir düzenleme henüz olmadığı için bizim bu yazdıklarımızın tamamını ancak ve ancak örgüt denetiminde yapabilme imkanımız var. Yarın yasal düzenleme buna göre değişirse onlara uygun yapabilme imkanımız olacak. Tüzüğün bu hükmü o esnekliği de içeriyor. Bütün seçmenlerin belirlemesi bir özgüven işidir, bir karar işidir. Parti Meclisi ortamın buna uygun olduğuna karar verirse bütün seçmenlerle seçmen yoklaması yaparsınız. Burada bir risk görürse, yani başka partililerin bizim adayımızı belirlemesinde sakınca vardır riskini görürse, o riski tespit edecek olan Parti Meclisidir. O zaman önseçim aday yoklaması ya da merkez yoklaması yöntemlerine karar verebilir. Burada anlatıldığı gibi tedirgin olacak hiçbir durum yoktur. Tam tersine tüzük çok geniş ve demokratik bir zemin oluşturmuştur bu aday saptama yönteminde.

Gençlik kotasını yüzde 20’ye çıkardık. Daha önce hiç gençlik kotası yoktu Genel Başkanımız göreve geldiğinde. 2012’de yüzde 10 gençlik kotası konmuştu. Şimdi yüzde 20’ye çıkardık. Bu şu demektir, yüzde 10 gençlik kotasını bile arkadan nasıl dolanırız anlayışları eğer hakimse yüzde 20’ye çıkarıyoruz artık bundan sonra öyle bir imkan olmayacak, herkes bu örgütte gençlerin önünü açacağız, elbirliğiyle açacağız. Bu kararlılıktayız. Genel Başkanımız bu kararlılıkta, Merkez Yönetim Kurulu olarak, Parti Meclisi olarak biz bu kararlılıktayız. Kurultay da bu kararlılıkta olduğunu bu düzenlemeyle göstermiş oldu.

Yine yeni düzenlemelerden birisi de Etik Kurul oluşturuyoruz. Eski Genel Başkanlar, Meclis Başkanları ve Genel Başkanın belirleyeceği isimlerden oluşan bir Etik Kurul olacak. Bu Etik Kurul da partinin etik ilkelerini belirleyecek.

Değerli arkadaşlar, özetle daha çok şey var ama tamamını burada anlatmamız mümkün değil. İki gün içerisinde demokratik bir yarış kültürüyle kurultayımız tamamlandı ve Cumhuriyet Halk Partisi artık bu tüzük kurultayıyla, 19. Olağanüstü kurultayla örgüt içi meseleleri tartışma defterini kapattı. Bundan sonra artık kimse örgüt içini tartışmayacak, bundan sonra hep beraber hedef iktidar. Yerelde yerel yönetimlerde iktidar, genelde Türkiye’de iktidar ve artık başka meşgul olacağımız hiçbir şey yok. Bu hedefe de güçlenen örgütlerimizle ve halkla beraber ulaşacağımıza inanıyoruz, hiçbir tereddüdümüz yok.

Hepinize teşekkür ediyorum, sorularınız varsa alabilirim.

Soru- Bülent Bey, Sosyal Doku Vakfı Başkanı Nurettin Yıldız’ın açıklamaları vardı biliyorsunuz çok tartışıldı. Benzer açıklamalar da farklı isimlerden geldi. Hükümetten de tepkiler var, son olarak Cumhurbaşkanı “İslam adına bunu yapıyoruz diyorlar, DEAŞ’ta İslam adına yaptığını söylüyor. Bu kabul edilemez bir şey, bir an önce Diyanet İşleri Başkanımız ve ilahiyatçılarımız bir çalışma yapıp karşılık vermeli bu açıklamalara” dedi. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bülent TEZCAN- Neyle ilgili açıklamalar anlayamadım?

Soru- Nurettin Yıldız’ın kadınlara, gençlere yönelik çok tartışılan açıklamaları vardı biliyorsunuz, farklı isimlerden de var benzer açıklamalar.

Bülent TEZCAN- Arkadaşlar, dinimiz aklı ön plana çıkaran bir dindir. Dinimiz gönül yolunu ön plana çıkaran bir dindir. Akıl ve gönülle yürümek gerektiğini söyleyen bir dindir. Dinimiz o nedenle dinler tarihi içerisinde tasavvuf yorumunun en güçlü ve zengin olduğu bir dindir. Bu çerçevede Anadolu coğrafyası hoşgörünün ve tasavvufun merkezi olmuştur. Horasan’dan bu yana bir büyük kültür yoğrulmasının eseridir, harman olduğu yerdir. İslam’ın en güzel yorumu Anadolu’da ortaya çıkmıştır. İslam’ın en akılcı yorumu onun önderleri, aydınlanma önderleri Anadolu’da ortaya çıkmıştır. İslam kültürünü yobaz bir anlayış ve kültürle değil, akıl, hoşgörü ve insan sevgisiyle harmanlayan kültür Anadolu’nun bağrından ortaya çıkmıştır. Ne yazık ki son dönemlerde yobazlığı İslam’dır diye anlatan bir anlayış, saldırı, bir kültür özellikle yerleştirilmeye çalışılıyor. Bunlar bu topraklarda yeni değil, daha önce de vardı ama yeni olan bir şey var ki, 16 yıllık AK Parti iktidarı döneminde bu yobaz kültürün güçlenmesi için gerekli bütün para kaynakları açıldı, bütün devlet imkanları açıldı, bütün devlet televizyonları açıldı, devletin bütün medya ve basın imkanları bunların eline verildi, devletten beslenen vakıf, dernek ve kuruluşlar bunlara alan açıp bunların toplumun kafasını bulandırmasına zemin yarattı, iktidar eğilimindeki belediyeler bunların kitaplarını basarak, konferanslarını düzenleyerek bu yobaz kültürün iktidar desteğiyle topluma yerleşmesinin önünü açtılar. Şimdi sevindirici bir şey var ki, iktidar da bundan herhalde rahatsız olmaya başlamış ya da öyle görünüyor toplumun rahatsızlığından kaynaklı olarak, akla ve bilime davet etme ihtiyacı duymuşlar. İnşallah bu çerçevedeki çabalar hoşgörü, akıl eksenindeki çabalar devam eder. Kafasında fes, aklının içinde delilikten başka şey olmayanları hastanelerde ziyaret etme kültürü yerine, aklı ön plana çıkaranları yüceltme kültürünü öne çıkarır iktidar anlayışı da diye bekliyoruz.

Soru- DEAŞ’la, FETÖ’ye benzetmesi var Cumhurbaşkanının bu konuyu. Özellikle işte din adına ahkam kesenler FETÖ ve DEAŞ gibidir diyor.

Bülent TEZCAN- Değerli arkadaşlar, bu kirli ortama pozisyon hazırlayan ne yazık ki AK Parti iktidarıydı. Bugüne kadar bu çerçevedeki yorumlara, bu çerçevedeki kültüre bir taraftan FETÖ’yü devlet içine yerleştirirken, öbür taraftan IŞİD’e “öfkeli gençlerdir” diyerek onlara hoşgörü zeminini yaratan ne yazık ki vebalin en büyüğünü üstünde taşıyan AK Parti yönetim anlayışı. İnşallah bundan vazgeçmişlerdir, vazgeçmiş olurlarsa seviniriz.

Soru- Efendim Cumhurbaşkanının bozkurt işareti, ilk sorum bu. Bir de ittifak polemiğinde Saadet Partisi liderinin yapmış olduğu “ben deli miyim de ittifaka gireyim” sözleri. Nasıl değerlendiriyorsunuz efendim?

Bülent TEZCAN- Sayın Temel Karamollaoğlu’nun açıklaması tabi kendi bir değerlendirmesi sonucu yapacaktır. Bir siyasi parti Genel Başkanının ittifakla ilgili yapacağı açıklamaları değerlendirmek bize düşmez. Saygı duyarız kendi açıklamalarına.

Bozkurt işareti meselesine gelince, hayırlı uğurlu olsun. Yani çöküşün eşiğinde hangi işareti yaparlarsa yapsınlar çöküşten kurtulamayacaklar. Söyleyeceğim tek şey odur.

Soru- Şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle ilgili son açıklama Cumhurbaşkanından işten çıkartmama taahhüdüyle özelleştirme gerçekleşecek şeklinde. Siz daha önceki açıklamalarınızda önce yapılan özelleştirmeler sonucu fabrikaların kapandığı ve işçilerin çıkarıldığını söylemiştiniz, vekilleriniz kapanan fabrikalara gidiyor. Bu açıklama bu anlamda bir şeyi değiştirir mi sizin bakış açınızla?

Bülent TEZCAN- Hangi sözlerini tuttular? Bundan önceki sattıkları kamu kuruluşlarında hangi sözlerini tuttular? Sattıkları, yok pahasına peşkeş çektikleri yerlerde şimdi AVM’ler yükseliyor, oralarda da işçiler çıkardılar, mallarını sattılar, o sözlerin hiçbirisini tutmadılar. İnandırıcı değil bir. İkincisi niye satıyorsunuz kardeşim, niye satıyorsunuz? Madem işçiyi çıkarmayacaksınız niye satıyorsunuz? Milletin malı, milletin işletmeye devam edin. Zarar da etmiyor bunlar, kar eden kuruluşlar. İşçi de orada çalışıyor, niye satıyorsunuz niye? Birine bunu peşkeş çekme ihtiyacınız mı var? İşçiyi çıkarmayacaksanız satmayın. O yüzden bunlar samimi ve inandırıcı ifadeler değil.

Teşekkür ederim arkadaşlar.

 

CHPnet

SİTELERİ